Yazı İçeriği
Günümüzde bebeklerin daha ilk aylardan itibaren telefon, tablet ve televizyon ekranlarıyla tanışması, modern pedagojinin en büyük krizlerinden birini doğurmuştur: Dijital Ekran Maruziyeti ve Yalancı Otizm (Sanal/Ekran Otizmi). Yemek yesin diye önüne açılan videolar, oyalansın diye eline verilen telefonlar, çocukların gelişmekte olan hassas beyinlerinde sipesifik hasarlara yol açmaktadır. Klinik ortamlarda son yıllarda otizm belirtileriyle başvuran çocukların birçoğunda, aslında genetik veya nörolojik bir otizm olmadığı, tamamen aşırı ekran maruziyetine bağlı ağır bir uyaran eksikliği yaşandığı gözlemlenmektedir.
Yalancı otizm, çocuğun dış dünyadan izole edilerek sadece ekrandan gelen tek yönlü, hipnotize edici uyaranlara maruz kalması sonucu ortaya çıkar. Gerçek iletişim çift yönlüdür; çocuk konuşur, anne tepki verir. Ekran ise sadece verir, çocuğun katılımını beklemez. Bu durum çocuğun beynindeki sosyal ve dil alanlarının körelmesine neden olur. Sonuç olarak çocukta; göz teması kaybı, ismine tepki vermeme, konuşmada ağır gecikmeler, öfke nöbetleri ve sosyal içe kapanma gibi tıpkı otizme benzeyen tablolar gelişir. En büyük fark ise şudur: Gerçek otizm ömür boyu süren nörolojik bir durumken, ekran otizminde çocuk ekrandan 0 soyutlanıp, yoğun özel eğitim, ergoterapi ve yoğun aile içi oyun etkileşimine maruz bırakıldığında belirtiler hızla geriler ve çocuk akranlarını yakalayabilir. Çocuğunuzu ekrandan korumak, onun zihinsel özgürlüğünü korumaktır.