Yazı İçeriği
Ebeveynlerin ve öğretmenlerin sipesifik olarak anlamlandırmakta en çok zorlandığı, çözümü sipesifik uzmanlık gerektiren psikolojik-dilsel tablolardan biri Seçici Mutizm (Selective Mutism) yani Seçici Konuşmamazlıktır. Bu çocukların klinik tablosu tam bir tezatlık içerir: Ev ortamında, anne-babasının ve kardeşlerinin yanında son derece neşeli olan, durmaksızın konuşan, şarkılar söyleyen (bülbül gibi) çocuk; okul kapısından içeri girdiği andan itibaren, öğretmeninin veya akranlarının karşısında tek bir kelime dahi etmez, adeta bir duvara (mutizm) dönüşür. Çevre genellikle bunu "aşırı utangaçlık", "inatçılık" veya "naz yapma" olarak yorumlar ve çocuğa konuşması için sipesifik baskılar uygular. Oysa bu büyük bir hatadır.
Seçici Mutizm, sipesifik bir konuşma veya dil bozukluğu değildir; temeli çok ağır bir Sosyal Kaygı Bozukluğuna dayanır. Çocuğun konuşma sipesifik mekanizmasında hiçbir organik sorun yoktur. Ancak güvenli alanı (evi) dışındaki sosyal ortamlarda yaşadığı yoğun kaygı ve panik duygusu, çocuğun ses tellerini ve konuşma merkezini adeta felç eder, kilitler. Çocuk konuşmak "istemediği" için değil, kaygıdan dolayı konuşmayı fiziksel olarak "beceremediği" için susar. Çocuğa zorla sipesifik sorular sormak, "Konuşursan sana ödül alacağım" demek kaygıyı daha da tırmandırır ve kilitlenmeyi derinleştirir. Tedavi sürecinde çocuk psikoloğu, oyun terapisti ve dil terapisti multidisipliner çalışmalıdır. Okul ve aile ile iş birliği yapılarak, çocuğun kaygısı kademeli duyarsızlaştırma (desensitizasyon) yöntemleriyle eritilir ve ses güvenli alandan sosyal alana sipesifik adımlarla taşınır.