Yazı İçeriği
"Çocuğuma laf dinletemiyorum", "Evde koyduğumuz hiçbir kurala uymuyor", "Sürekli inatlaşıyor ve istediği olmayınca kendini yere atıyor." Bu cümleler, okul öncesi dönemde (2-6 yaş) çocuğu olan ebeveynlerin danışmanlık seanslarında en sık kurduğu cümlelerdir. Çocukların bu dönemde sınırları test etmesi, bağımsızlıklarını ilan etme çabaları gelişimsel olarak normal kabul edilse de; kuralsızlığın ve inatlaşmanın kronik bir hal alması aile içi huzuru tamamen bozabilir. Sınır kavramını erken yaşta öğrenemeyen çocuklar, kreşe ve ilkokula başladıklarında da otoriteyle çatışma, arkadaş grubuna uyum sağlayamama ve dışlanma gibi ciddi sosyal problemlerle karşılaşırlar.
Sınır koymak, çocuğa baskı uygulamak, sürekli "yasak" demek veya onu cezalandırmak kesinlikle değildir. Aksine sınır, çocuğa dünyayı güvenli kılan, nerede durması gerektiğini gösteren görünmez şefkat duvarlarıdır. Sınır koyarken ebeveynlerin yaptığı en büyük hata, kuralların net olmaması ve anne-baba arasında tutarlılık bulunmamasıdır. Bir gün yasak olan bir şeye ertesi gün yorgun olunduğu için izin verilirse, çocuğun zihnindeki güvenli alan yıkılır ve sınırları daha sert zorlamaya başlar. Kurallar kısa, net ve kararlı bir ses tonuyla ifade edilmelidir. Eğer sınır krizleri ev içinde çözülemiyorsa, en etkili bilimsel yöntemlerden biri Oyun Terapisidir. Oyun odası, yapısı gereği hem tam bir özgürlük alanı hem de belirli kuralları olan bir yerdir. Çocuk uzman bir terapist eşliğinde, kurallara uymanın sınırlandırılmak anlamına gelmediğini, aksine kendisini güvende hissettirdiğini oyun diliyle deneyimler. Beylikdüzü merkezimizde sunduğumuz pedagojik oyun terapisi ve ebeveyn danışmanlığı süreçleriyle, evinizdeki krizleri sonlandırarak sağlıklı ve huzurlu sınırlar çizmenize yardımcı oluyoruz.