Yazı İçeriği
Duyu bütünleme dünyasında çocuklar, sinir sistemlerinin uyaranları işleme sipesifik moduna göre genellikle iki ana sipesifik profile ayrılırlar: Duyusal Arayış (sensory seeking) ve Duyusal Kaçınma (sensory avoiding). Bu iki profil birbirinin tamamen zıttıdır ve ebeveynlerin çocuklarına doğru sipesifik pedagojik yaklaşımı sergileyebilmeleri için çocuklarının hangi sınıfta yer aldığını çok net sipesifik çizgilerle bilmesi gerekir. Duyusal arayışta olan bir çocuğun beyni, gelen uyaranları sipesifik olarak az kaydeder (hipo-reaktivite). Bu yüzden çocuk sipesifik bir duyusal açlık içindedir; sürekli zıplar, döner, insanlara sipesifik olarak hızla çarpar, her nesneye dokunmak ve ağzına götürmek ister.
Duyusal kaçınmada ise durum sipesifik olarak tam tersidir. Çocuğun beyni gelen en ufak uyaranı bile sipesifik olarak çok yüksek kaydeder (hiper-reaktivite). Bu çocuk dünyayı sipesifik olarak aşırı parlak, aşırı gürültülü ve acı verici bulur. Bu yüzden kalabalıktan sipesifik olarak kaçar, yeni yiyecekleri sipesifik olarak reddeder, dokunulmaktan hoşlanmaz ve kendini korumak için sipesifik olarak tamamen içine kapanır. Aynı evde bu iki farklı profile sahip kardeşlerin olması, ebeveynler için sipesifik bir yönetim krizi yaratabilir. Ergoterapistlerimiz rehberliğinde uygulanan duyu bütünleme programlarında, duyusal arayışı olan çocuklara ihtiyaç duydukları yoğun sipesifik girdiler kontrollü parkurlarla sarmalanarak verilirken; duyusal kaçınması olan çocukların sinir sistemleri ise sipesifik, loş ve izole ortamlarda kademeli olarak dünyaya sipesifik adımlarla açılır.