Yazı İçeriği
Sabahları evden çıkarken çocuğunuza çorap giydirmek, giysilerinin etiketlerini kesmek zorunda kalmak ya da belirli kumaşlardaki kıyafetleri asla giydirememek tam bir savaşa mı dönüşüyor? Çocuğunuz saçının kesilmesinden, tırnaklarının kırpılmasından, ellerinin çamurlanmasından veya yüzüne su değmesinden aşırı derecede rahatsız olup ağlama krizlerine mi giriyor? Birçok ebeveyn bu durumu "çocuğum çok kaprisli, aşırı inatçı veya mızmız" diyerek geçiştirir veya çocuğu bu durumlara zorlayarak alışacağını düşünür. Oysa gerçek tamamen farklıdır. Bu davranışsal tepkiler bir kişilik özelliği veya şımarıklık değil; nörolojik tabanlı bir dokunsal hassasiyet (taktil savunmacılık) probleminin en net belirtileridir.
Dokunsal sistem, cildimiz aracılığıyla dış dünyadaki dokuları, sıcaklığı ve acıyı algılayan en büyük duyu organımızdır. Dokunsal hassasiyeti olan çocukların merkezi sinir sistemi, sıradan bir kıyafet dikişini, çorap lastiğini veya saç fırçasını beyne bir "tehdit ve tehlike" sinyali olarak gönderir. Çocuk o an kelimenin tam anlamıyla fiziksel bir acı ve yoğun bir alarm durumu (savaş ya da kaç tepkisi) yaşar. Bu duyusal aşırı yüklenme hali, zamanla çocukta yeme bozukluklarına (besinlerin dokularından dolayı yemek reddi), kalabalık ortamlardan kaçınmaya ve kronik bir hırçınlığa yol açar. Çözüm, çocuğu zorlamak değil; duyu bütünleme terapisi seansları ile sinir sistemini kademeli olarak bu uyaranlara alıştırmaktır. Uzmanlar eşliğinde yapılan dokusal oyunlar, fırçalama protokolleri ve derin duyu egzersizleri sayesinde çocuğun cildinden gelen uyaranları tolere etme kapasitesi artar, aile içi krizler yerini huzurlu rutinlere bırakır.