Yazı İçeriği
Disleksi, yani özgül öğrenme güçlüğü, genellikle çocuklar ilkokula başlayıp okuma-yazma süreçleriyle karşılaştıklarında fark edilen bir durumdur. Ancak disleksinin temelleri nörolojik yapıya dayandığı için, aslında çocuk okul çağına gelmeden çok daha önce, okul öncesi dönemde de bazı önemli sinyaller verir. Ebeveynlerin ve anaokulu öğretmenlerinin bu sinyalleri erken dönemde doğru okuması, çocuğun ilkokula başladığında yaşayacağı o yoğun başarısızlık psikolojisini, özgüven kırılmalarını ve okul reddi gibi büyük krizleri daha başlamadan önleyebilir.
Okul öncesi dönemde (3-6 yaş arası) disleksi belirtilerinin başında dil gelişimindeki gecikmeler ve kelimeleri doğru telaffuz etmekte zorlanma gelir. Çocuk, kelimelerin yerini değiştirebilir veya birbirine yakın sesleri karıştırabilir. Örneğin "portakal" yerine "porkatal", "televizyon" yerine "televizor" diyebilir. Kafiyeli çocuk şarkılarını öğrenmekte veya ritim tutmakta güçlük çekebilirler. Motor planlama ve yön bulma becerileri de güçlü sinyaller barındırır. Çocuğun sağını solunu ayırt edememesi, ayakkabılarını sürekli ters giymesi, düğme ilikleme veya bağcık bağlama gibi ince motor becerilerde akranlarının gerisinde kalması disleksi şüphesini artırır. Ayrıca disleksili çocuklar dün, bugün, yarın gibi zaman kavramlarını ve ardışık bilgileri (haftanın günlerini, ayları, sayı saymayı) sırasıyla öğrenmekte zorlanırlar. Eğer okul öncesi dönemde bu belirtileri gözlemliyorsanız, disleksinin getirdiği uzamsal algı ve denge problemlerini çözmek adına duyu bütünleme ve özel hareket eğitimi seanslarına başlamak, çocuğun sinir sistemini ilkokul sıralarına hazırlamanın en bilimsel ve kalıcı yoludur.