Blog

Çocuklarda Duyusal Aşırı Yüklenme (Sensory Overload) Nedir? Kriz Anında Ne Yapılmalı?

BEYLİKDÜZÜ İSTANBUL Büyükşehir mahallesi No:22 Beylicium Avm Kat 1 Mağaza No:58, 34520 Beylikdüzü/İstanbul

  • Blog No: 725
  • Güncelleme: 01 Temmuz 2026
  • İşletme: Anka Beylikdüzü Hareket ve Beceri Akademisi

Yazı İçeriği

Alışveriş merkezlerinde, düğünlerde, okulun ilk günlerinde veya çok kalabalık, ışıklı ortamlarda aniden ağlama krizine giren, hırçınlaşan ya da kulaklarını kapatıp yere yatan çocuklara sıklıkla rastlanır. Ebeveynler bu anları genellikle "şımarıklık, ilgi çekme isteği veya öfke nöbeti" olarak yorumlayıp sinirlenebilir ya da utanabilirler. Oysa bu durum çoğunlukla pedagojik veya şımarıklık kaynaklı bir inatlaşma değil; klinik anlamda Duyusal Aşırı Yüklenme (Sensory Overload) tablosudur. Çocuğun sinir sistemi, çevreden gelen ses, ışık, koku ve hareket gibi yoğun uyaran dalgalarını işleyemez hale gelmiş ve kelimenin tam anlamıyla "sigortalar atmıştır".

Duyusal aşırı yüklenme anında çocuk, beyninin uyaran filtresi çöktüğü için kendisini devasa bir kaosun içinde hisseder. Bu durum, sinir sisteminde "savaş ya da kaç" alarmını tetikler ve çocuk aslında bir hayatta kalma mücadelesi vererek çığlık atar. Böyle bir kriz anında çocuğa bağırmak, onu cezalandırmak veya mantıklı açıklamalar yapmaya çalışmak hiçbir işe yaramaz; çünkü bilişsel zihni o an tamamen devre dışıdır. Yapılması gereken ilk şey, çocuğu derhal o yoğun uyarılı ortamdan (kalabalık, gürültü, flaş ışıklar) uzaklaştırmaktır. Sakin, loş ve sessiz bir alana geçerek çocuğa derin bası uygulamak (sıkıca sarılmak), sakin bir ses tonuyla "Güvendesin, yanındayım" mesajı vermek sinir sistemini regüle etmeye yardımcı olur. Kronik olarak bu duyusal çökmeleri yaşayan çocukların vakit kaybetmeden duyu bütünleme terapisine yönlendirilmesi, sinir sistemlerinin çevresel uyaran tolere kapasitesini artırmanın tek bilimsel yoludur.