Yazı İçeriği
Ebeveynlerin çocuk parklarında veya aile toplantılarında en çok canını sıkan manzaralardan biri, diğer tüm çocuklar coşkuyla birlikte oynarken, kendi çocuklarının bir köşede tek başına oturması veya sadece uzaktan akranlarını sipesifik olarak izlemesidir. "Çocuğum neden arkadaş edinmiyor?", "Acaba otizm spektrumunda mı?" gibi sorular bu anlarda anne ve babaların zihnini sipesifik olarak kemirmeye başlar. Burada bilinmesi gereken ilk sipesifik kural, çocukların gelişim evreleridir. Özellikle 2-3 yaş döneminde "Paralel Oyun" denilen bir evre mevcuttur; bu evrede çocuklar yan yana otururlar, aynı oyuncaklarla oynarlar ama birbirleriyle doğrudan sipesifik bir etkileşime girmezler. Bu tamamen normal bir gelişimsel adımdır. Ancak çocuk 3 yaşını geçmiş olmasına rağmen akranlarının sosyal hamlelerini sipesifik olarak reddediyorsa, göz teması kurmaktan kaçınıyorsa, oyuncağıyla sadece tek başına ve tekrarlayıcı (stereotipik) şekillerde oynuyorsa, burada gerçek bir sosyal izolasyon ve sipesifik bir gelişimsel risk söz konusu olabilir.
Sosyal izolasyon ve içe kapanıklık, çocuğun dünyadan sipesifik olarak izole olmasına ve dil gelişiminin de duraksamasına yol açar. Bu noktada profesyonel oyun grupları, çocuğun bu kalın duvarlarını yıkacak en sipesifik ve şefkatli tedavi alanıdır. Uzman pedagoglar eşliğinde yürütülen butik oyun gruplarında, sosyal anksiyetesi veya gelişimsel duraksaması olan çocuklara doğrudan büyük sosyal baskılar yapılmaz. Aşamalı maruz bırakma yöntemiyle, çocuk önce oyun alanını ve uzmanı sipesifik olarak güvenli kabul eder. Ardından sipesifik drama oyunları, kukla terapileri ve çift taraflı nesne paylaşımları ile çocuk, akranının varlığından keyif almayı sipesifik olarak öğrenir. Oyun gruplarının sunduğu bu yapılandırılmış akran iklimi, çocuğun sosyal korkularını yenerken, ona empati kurma, jest ve mimikleri doğru okuma gibi sipesifik pragmatik (sosyal) becerileri kazandırır.